BAİBÜİLEF-İG 2025 2. Gün 7. Oturumda Yapay Zeka ve Reklamcılık konusu ele alındı

22 Mayıs 2025 Perşembe

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen “Reklamcılıkta Yapay Zeka” temalı sempozyum, Z-127 numaralı salonda yoğun katılımla gerçekleşti. Sempozyumun moderatörlüğünü Doç. Dr. Tolga Erkan üstlendi. Farklı üniversitelerden akademisyen ve yüksek lisans öğrencilerinin sunumlarıyla zenginleşen etkinlikte, yapay zekanın reklamcılık alanındaki etkileri çok boyutlu bir biçimde ele alındı.

Haber: Büşra Kartal

Tolga Erkan “Sistemin bizim yerimize karar verdiği bir çağdayız”

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Doç. Dr. Tolga Erkan, reklamcılık alanında yapay zekânın yükselişini farklı bir bakış açısıyla ele aldı. Konuşmasına önce yapay zekânın hayatımıza nasıl hızlı bir şekilde girdiğinden bahsederek başlayan Erkan, ardından bu teknolojinin sadece bir kolaylık değil, aynı zamanda bir tehlike de olabileceğine dikkat çekti.
“Biz artık bir arama motorunda neye tıkladıysak, ona göre şekillenen bir dünyada yaşıyoruz. Kararları insanlar değil, sistemler veriyor,” diyen Erkan, yapay zekânın yalnızca araç değil, aynı zamanda karar verici bir mekanizmaya dönüştüğünü söyledi. Reklamcılıkta yapay zekânın sağladığı hız ve kolaylık kadar, yaratıcı süreçlerin mekanikleşmesi tehlikesine de dikkat çekti.
Yapay zekânın metin yazarlığı, tasarım ve stratejik planlama gibi alanlarda kullanıldığını anlatan Erkan, “Her ne kadar işimizi kolaylaştırsa da bu teknolojinin farkında olmadan bizi nasıl yönlendirdiğini görmeliyiz. Verdiğimiz veriler, bir gün bize tehdit olarak geri dönebilir,” şeklinde uyardı.

Erkan’ın sunumunda dikkat çeken örneklerden biri de Mona Lisa oldu. “Yapay zeka ile Mona Lisa’nın makyajlı, sigara içen versiyonları üretildi. Bu, 500 yıl önce yaşamış bir kadının mahremiyetine müdahale sayılmaz mı?” sorusunu yönelten Erkan, bu durumu günümüzdeki veri mahremiyeti sorunlarıyla ilişkilendirdi. Avrupa’daki GDPR ve Türkiye’deki KVKK gibi düzenlemelerin veri toplama süreçlerinde yeterli korumayı sağlayıp sağlamadığı sorgulandı.
Konuşmasının sonunda, reklamcılık gibi yaratıcılıkla beslenen bir alanda insan dokunuşunun hâlâ çok kıymetli olduğunu vurguladı: “Unutmayalım ki, zekayı üreten yine bizleriz.”

Yasemin Tekeli: “Yapay zekâ, gösterge üretir ama anlam üretmez”

Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Tekeli, yapay zeka konusuna daha teorik bir yerden, göstergebilimsel bir bakışla yaklaştı. Reklamcılığın temelinde bir hikaye, bir anlam olduğunu vurgulayan Tekeli, yapay zekânın bu anlamı üretmede ne kadar yeterli olduğunu sorguladı

“Yaratıcılık dediğimiz şey, üç temel üzerine kurulur: İlgi çekicilik, özgünlük ve etki. Peki yapay zeka bu üçünü sağlayabiliyor mu?” sorusunu salona yöneltti. Yapay zekanın kalıp ve algoritmalardan beslendiğini, bu nedenle reklam mesajlarında özgünlükten uzaklaşma riski taşıdığını belirtti.

Tekeli, örnekler üzerinden ilerleyerek özellikle en bilinen yapay zeka ve benzeri araçlarının içerik üretiminde nasıl çalıştığını anlattı. Yapay zekâdan alınan bir metnin yüzeyde doğru gibi görünebileceğini, ama arka planda kültürel kodlardan, hedef kitle analizinden ve psikolojik etkilerden yoksun olabileceğini söyledi. “Gösterge üretmek kolaydır ama bir metne anlam yüklemek, hedef kitleyle bağ kurmak hâlâ insani bir iştir,” diyerek konuşmasını tamamladı.

Utku Sobay: “Yapay zekâ yazar, ama dokunamaz”

Kastamonu Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Utku Sobay, reklam metin yazarlığında yapay zekânın sunduğu imkânları ve sınırlılıkları kendi deneyimleri üzerinden anlattı. “Evet, yapay zekâ bize başlık bulur, spot yazar, içerik üretir. Ama o metne dokunan, onu yaşayan ve o duyguyu geçiren şey hâlâ biziz,” diyerek konuşmasına başladı.

Sobay, yapay zekayı kullandığını ama her seferinde bir eksiklik hissettiğini dile getirdi. “Bir metnin içinde bazen virgülün yeri bile duyguyu değiştirir. Yapay zekâ bunu bilemeyebilir,” diyerek yapay zekanın cümlelerinde herhangi bir ruh barındıramadığını, bundan dolayı yapay zekanın tam anlamıyla bir insani bakış açısı sunamayacağından bahsetti.

Yapay zekanın kısa sürede çok sayıda alternatif metin üretme, çok dilli içerik sağlama ve maliyet avantajı gibi olumlu yönlerine dikkat çeken Sobay, ajanslar açısından insan emeğinin yerini makine zekasına bırakabileceğini söyledi.

Bu tablonun yanında eleştiriler de getirdi: “Yapay zekanın yazdığı metinlerde insani dokunuş eksik. Beylik laflar, ruhsuz cümleler çok fazla.” Sobay, yaratıcı fikrin önemini vurgulayarak, “Fikir asla ölmez. Yapay zeka ancak bizim zekâmızla çalışır” dedi. Yerel dil ve kültürel kodlara hakim olmayan yapay zeka sistemlerinin sınırları olduğunu da ekledi.

Konuşmasında “yardımcı mı, rakip mi?” sorusuna da değinen Sobay, yapay zekanın reklamcılara rakip olmasından çok, iyi kullanıldığında çok güçlü bir asistan haline dönüşebileceğini ifade etti. “Doğru soruyu sorarsak, yapay zekadan iyi bir cevap alırız. Ama fikri biz üretmeliyiz,” diyerek konuşmasını samimi bir dille tamamladı.

Banu Barış & Burçin Uysal: “Yapay zekâyla kahvenin rengi bile değişir”

Doç. Dr. Banu Barış ve yüksek lisans öğrencisi Burçin Uysal, yapay zekânın reklam kampanyalarında nasıl kullanıldığını somut örneklerle açıkladı. Starbucks ve Kuru Kahveci Mehmet Efendi gibi iki farklı marka üzerinden yaptıkları karşılaştırma dikkat çekti.

Starbucks’ın dijital kampanyalarında yapay zekâ ile oluşturduğu renk paletleri, sloganlar ve görsellerin detaylarını paylaşan Uysal, “Bir markanın hedef kitlesine göre kahve rengi bile farklılaşabiliyor. Yapay zekâ, kime hitap ettiğinizi bilirse, sizin adınıza her şeyi tasarlayabiliyor,” dedi.

Kuru Kahveci Mehmet Efendi gibi geleneksel markaların ise bu dönüşüme ayak uydurmakta zorlandığını belirten Barış, “Ama bu bir tehdit değil, tam tersine bir fırsat. Yapay zekâ geleneksel markalara yeni bir ruh kazandırabilir,” diyerek hem akademik hem de yaratıcı bir bakış sundu.

Barış ve Uysal’a göre tüketim kültürü yalnızca nesnelerin tüketimi değil, haz arayışıyla şekillenen bir yaşam biçimidir. Bu bağlamda “reklamlar bir duyguyu ve yaşam tarzını satar” ifadesi dikkat çekti. Starbucks’ın mobil uygulama, ürün çeşitliliği ve kişiselleştirme gibi yapay zekâ destekli yöntemlerle öne çıktığı; Kuru Kahveci Mehmet Efendi’nin ise daha geleneksel, sade ve kültürel değerlere bağlı bir çizgide ilerlediği gözlemlendi.

Aslı Aslantaş Akçay’ın Sunumu ile Bibliyometrik Analizle Akademik Gelişim Takibi

Arş. Gör. Aslı Aslantaş Akçay ise “Reklamcılıkta Yapay Zekâ” konusuna yönelik yaptığı bibliyometrik analiz çalışmasıyla sempozyuma akademik derinlik kattı. Web of Science veri tabanı üzerinden yaptığı incelemede Çin, ABD ve İngiltere’nin bu alanda en çok yayın yapan ülkeler olduğunu belirtti.

Akçay ayrıca, yapay zeka ile tasarlanan reklam kampanyalarına örnek olarak KitKat’ın “Have a break” sloganıyla hazırlanan yaratıcı çalışmalarını sundu. Yapay zekânın reklam sloganı oluşturma, görsel tasarım ve hedef kitle analizinde nasıl bir rol üstlenebileceğini görsel materyallerle açıkladı.

Akçay, reklamcılıkta yapay zekanın katkısının artık yadsınamaz boyuta ulaştığını ifade ederek sunumunu bitirdi. 

Etkinlik Teşekkür Belgeleriyle Son Buldu

Sempozyum sonunda konuşmacılara teşekkür belgeleri İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Tandırlı tarafından takdim edildi. Etkinlik, toplu çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.